Decision Roy Hilligoss Ingilizce ve Turkce Ozeti




Decision

Roy Hilligoss


Even after a year New Jersey.

Chad had come to us as an English refugee. He was supposed to stay until they had put “Mr. Hitler in the bag after which time he planned to return home to London.

But Major Jollison had been killed while resisting a Nazi tank attack in the North African desert.

Chad had taken the news without the slightest show of emotion. Probably Pat and I alone realized the sharp pain that must have torn through his young heart when he learned that his father was dead. He was English and his people were fighting a desperate battle so he could not let his own individual tragedy show.

England meant much to him but when he had recovered a little from the shock he seemed resigned to living with us and becoming an American. He had had no one else but his father.

“I shall try very hard “to be as you would want your own boy to be. I shall get onto your American ways as quickly as I can and try to make you quite proud of me.”


Karar

Roy Hilligoss


Aradan bir yıl geçmesine rağmen Doğu Orange kasabasında bulunan evimizin posta kutusuna gelen mektubu okuyana kadar.

Chad memleketine geri dönmeyi planlıyordu.

Ama Binbaşı Jollison bir Nazi Tank taarruzuna karşı koyarken ölmüştü.

Chad babasının ölümünü öğrendiği zaman kendi kişisel üzüntülerini göstermeye hakkı yoktu.

İngiltere bizimle yaşamaya ve bir Amerikan olmaya razı oldu. Babasından başka hiç kimsesi de yoktu zaten.

O ince ve nispeten keskin sesiyle benimle gurur duymanızı sağlayacağım” dedi ve





He smiled. “I shall even admire your Revolutionary patriots.”

So we could not help loving him even after the war had ended.

He did brilliantly and this gave Chad a certain romantic interest.

In fact everything had gone beautifully – till that letter came from a member of the 6th Artillery Captain Burroughs. The 6th Artillery had been Major Jollison’s military unit.

Pat held the letter out to me one evening the moment I came in the door. But she was too upset emotionally to wait until I read it.

“He was terribly fond of Chad’s father” she said. “And he’d like to offer Chad a place to live – with his mother in her home just outside London.”

I looked up from letter. “He says he recognizes the danger.”

“But he’s like all Englishmen do you think he’ll go?”

I shook my head. “I don’t know. But I’ve been afraid he would some day.”

“But he has no relatives there. Surely he’d rather be with us….”

“It’s like you said – rain or shine. And he’s not really our boy and he’s tried to pretend.”


gülerek ekledi: “Hatta sizin bağımsızlık savaşı kahramanlarınıza da hayran olacağım.”

Böyle bir çocuğu sevmemek imkansızdı. Hatta onu o kadar çok seviyorduk ki bizimle her zaman kalacağını umuyorduk.

Çok çabuk yaşam koşullarımıza ayak uydurdu ama kısa bir süre sonra karşılaştığımız bir problem – Okuldaki diğer çocukların babasının ne kadar cesurca öldüğünü biliyordu. Bu da Chad’e bir sempati kazandırıyordu.

6ncı Topçu Alayı’ndan Yüzbaşı Burroughs tarafından gönderilen mektup bize ulaşana kadar her şey gayet güzel gidiyordu. 6 ncı Topçu Alayı Binbaşı Jollison’un askeri birliğiydi.

Pat mektubu bana uzattı. O kadar üzgün ve duygu yüklüydü ki ben mektubu okuyuncaya kadar zor sabretti.

“Chad’in babasını çok severmiş Bill ve Chad’e Londra’nın biraz dışında kendi annesinin evinde yaşamayı öneriyor” dedi.

Mektuptan kafamı kaldırdım ve: “Tehlikenin farkında olduğunu söylüyor” dedim.

Pat heyecanla: “Ama o da bütün diğer İngilizler gibi. Yağmur veya güneş; bomba olsun veya olmasın; hepsi sence gerçekten de gider mi?”

Kafamı salladım: “Bilmiyorum. Ama uzun zamandır bir gün gitmesinden korkuyordum” dedim.

“Ama orada hiç akrabası yok. Şüphesiz bizimle kalmayı tercih eder” dedi Pat.

“Senin de dediğin gibi yağmur veya güneş. Zaten o hepsi bu” dedim.





She sighed. “I know “ – let’s go up to his room and tell him.”

Chad was lying on his small stomach Uncle Bill?” He was picking up our ways fast.

I handed him the letter.

I watched his blue eyes move quickly back and forth across the page and when they reached the bottom they stayed there. He was thinking rapidly. Suddenly I knew he’d made his decision because his face lost all expression: a habit of his.

“Are you going dear?” Pat asked softly.

He nodded. “I must Aunt Pat.”

“They’re raining bombs on London” I said.

“I know” he said. “That’s why I’m going.”

“I don’t understand” I said.

“I mean…” for a moment he paused that’s when it needs you most.”

That sounded a bit too grown-up but if you….”

“I’m sorry too Uncle Bill. But I must go.”

“I’d better finish getting dinner and left us.

“And I have to wash” Chad said steadily.

I was left already missing these strange youngster as if he’d been all our own from the very start.


Pat derin bir iç çekti: “Biliyorum odasına gidip ona söyleyelim” dedi.

Odaya girdiğimizde ayağa kalktı ve elimi sıktı. “Bugün borsa nasıl gitti?” dye sordu. Bizim yaşamımıza çabuk ayak uyduruyordu.

Mektubu ona uzattım. Mavi gözlerinin sayfanın sağına soluna süratle hareket edişini seyrettim. Sayfanın sonuna geldiğinde gözleri orada kaldı. Hızlı düşünüyordu. Birden onun bir alışkanlığıydı.

“Gidiyor musun hafifçe.

Onaylarcasına kafa salladı: “Gitmeliyim Pat teyze” dedi.

“Londra’nın üstüne yağmur gibi bomba yağdırıyorlar evlat” dedim.

“Biliyorum zaten bu yüzden gidiyorum” dedi.

“Anlamıyorum” dedim.

“Söylemek istediğim…” bir süre durakladı ve “Yani size en fazla ihtiyaç duyduğu andır” dedi.

Bu sözler bir parça ama eğer…”

“ Ben de üzgünüm” dedi hemen. “Gerçekten Bill Amca. Ama gitmek zorundayım.”

“Ben akşam yemeğini hazırlasam iyi olacak” dedi Pat garip bir ses tonuyla ve odadan ayrıldı.

“Ben de duş almalıyım” dedi Chad.

Ben sanki doğduğundan beri bizimleymiş gibi özlediğimi hissettim.





We didn’t talk much about his going. But we might as well have discussed it constantly; it certainly was with us every moment. From that first night there were few signs of cheerfulness in our house.

But the evening I came home with final details about his trip to New York but Pat looked at me as if I would struck her. I knew how she felt.

Late that night I woke up sure I had heard Chad crying in the next room. But it was Pat.

“You are crying darling?”

“Of course it hurts to lose him.”

I held her close. “I know so well” I said. “He’s like our own boy.”

And then so quickly but Pat wasn’t going alone. She said she simply couldn’t take it.

The three of us were standing in the doorway his lower lip pulled slightly in.

“I’ve been happy here” he said.

He was interrupted by the mailman who handed a letter to Pat. She passed it on to me.

“Goodbye” she said weakly. ”Always remember that we….”

Gidişi hakkında fazla konuşmadık. Yine de sürekli bu konu hakkında tartıştık. Çünkü bu konu her an bizimle birlikteydi. Bu ilk geceden itibaren geçen bir hafta boyunca evimizde çok az bir mutluluk havası vardı.

O akşam eve evde kalan son mutluluk ışıkları da söndü.

Chad sakindi. Anlamsız yüz ifadesinde hiç değişiklik olmadı. Ama pat sanki onu fena halde hırpalamışım gibi bakıyordu bana. Neler hissettiğini biliyordum.

Gece geç saatte Pat idi.

“Ağlıyor musun hayatım?” diye sordum.

“Elbette” dedi titreyen sesiyle. “Onu kaybetmek çok acı veriyor.”

Onu kucakladım ve: “Çok iyi biliyorum” dedim. “ Sanki bizim öz oğlumuz gibi.”

Sonra kısa sürede buna kolayca katlanamayacağı için gelmeyeceğini söyledi.

Üçümüz de kapının girişinde buraya geldiğine hiç memnun olmamış gibi bakıyordu. Çenesi dışardaydı ve korkularını gizlemeye çalışıyordu. Şimdi ise yüzünde ciddi bir ifade vardı. Alt dudağı biraz daha diğerine yakındı.

“Burada çok mutluydum” dedi.

Postacı daha fazla konuşmasına engel oldu. Pat’a bir mektup uzattı. Pat mektubu bana verdi. Chad’e dönerek:

“Güle güle Chad. Her zaman hatırla ki biz…”





“Wait” I said. “He says we won’t have to worry about Chad. Mrs. Burroughs is being removed to Australia and Chad is supposed to join her there. There won’t be any bombs anywhere.”

“That’s something” Pat said.

But Chad was suddenly all animation. “Then I don’t have to go!”

Pat dropped to her knees and stared at him. “You don’t have to go? Didn’t you want to go?”

“Why” Chad said. “But she was a very old lady and all alone in the bombings. I thought I would be able to protect her. But now that she’s been sent to Australia….”

“Why on earth didn’t you tell us how you felt? I demanded.

He seemed a little embarrassed. “I was afraid “that it might seem forward of me to think I could protect Mrs. Burroughs. And I knew you wouldn’t want a son who was forward.”

Pat was half-laughing old boy?”

“Quite happy?”. He smiled up at me. “Uncle Bill I feel like a million bucks!”

Chad Jollison – American schoolboy our boy.

“Dur!” diye araya girdim. “Bu mektup Yüzbaşı Burroughs’dan.” Ama heyecanım uzun sürmedi: “Yalnızca teselli etmek için yazmış. Chad için endişelenmemizi istiyor. Bayan Burroughs’un Avusturalya’ya gönderildiğini ve Chad’in de ona orada da hiç bomba olmayacağını yazıyor” dedim.

“Bu da bir şey” dedi Pat.

Ama Chad birden büyük bir coşkuyla:

“O halde gitmeme gerek yok!” dedi.

Pat dizlerinin üzerine düştü ve ona bakakaldı:

“Gitmek zorunda değil misin? Gitmek istemiyor muydun?” diye sordu.

“Neden? Tabi ki hayır” dedi Chad. “Ama o çok yaşlı bir kadındı ve bombaların altında yalnızdı. Ben onu koruyabileceğimi düşünmüştüm. Ama madem ki şimdi o Avustralya’ya gönderildi…”

“Neden daha önce neler hissettiğini bize söylemedin?” diye çıkıştım.

Biraz utanmış görünerek: “Korktum” dedi. “Bayan Burroughs’u korumaya çalışmam bir küstahlık olarak görülür ve siz de küstah bir oğul istemezsiniz diye korktum.”

Pat yarı ağlar ihtiyar çocuk” dedim.

“Çok mutlu” gülerek yüzüme baktı ve “Bill Amca kendimi bulutların üstünde hissediyorum” dedi.

Chad Jollison: Amerikalı öğrenci bizim oğlumuz…





ETİKETLER:  Decision Roy Hilligoss (İngilizce ve Türkçe özeti) , Decision Roy Hilligos türkçe özeti,  Decision Roy Hilligos türkçe çeviri,  Decision Roy Hilligos türkçe ingilizce özeti, Decision Roy Hilligos , Decision Roy Hilligos ingilizce,ingilicekitap.tr.gg,  ing kitap özeti, ing kitap özetleri, ing özet, ing özetler, ing özetleri, ingilizce hikaye, ingilizce kitabı özeti, ingilizce kitabı özetleri, ingilizce kitap, ingilizce kitap özet, ingilizce kitap özeti, ingilizce kitap özetleri, ingilizce özet, ingilizce özeti, ingilizce özetleri, ingilizce roman



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: su, 09.02.2014, 14:16 (UTC):
:-

Yorumu gönderen: oktay, 06.02.2014, 11:26 (UTC):
çok uzun

Yorumu gönderen: Ataberk, 01.01.2014, 18:36 (UTC):
bu şimdi özet mi kitabın aynısı mı



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın: